Çevik (Agile) İsim ve Tarihçesi

Bu günlerde muhtemelen “çeviklik” hakkında çok şey duyuyorsunuzdur. Çevik metotlar kullanan ekipler işleri, geleneksel metotları kullanan ekiplerden daha hızlı şekilde hallediyorlar.

Scrum, Agile manifestoya uygun olarak geliştirilen bir metodolojidir aslında dedikten sonra hiç vakit kaybetmeden Scrum’ın isim ve tarihçesi konulu yazımıza geçelim isterseniz.

Scrum adı Rugby oyunundan gelmektedir.  Rugby 15’er kişilik iki takımla bir devresi 40dk olmak üzere iki devre olarak oynanan, ileriye pas vermenin yasak olduğu, topu elle rakip kale çizgisinin arkasına taşımayı hedefleyen sert bir spordur.

Rugby sporunu diğer sporlardan ayıran en büyük özelliği centilmenlik ve saygıdır. Maç boyunca fiziksel anlamda birbirine meydan okuyan takımların maç sonunda birlikte eğlenerek etkinliği dostça bitirebilmesi, yeri geldiğinde birlikte içerek şarkılar söylemesidir.

Rugby Nedir? Rugby Nasıl Oynanır? Rugby Kuralları Nelerdir?

Rugby kelimesi ise 1986 yılında 2 doktora öğrencisi tarafından Harward business Review’da yayınlanmış olan “The New New Product Development Game ” makalesi ile iş dünyasında ilk kez kullanılmış olup şirketlerin yeni ürün geliştirecekleri zaman cross – functional , yani ürünün gelişmesinde gerekli olan tüm yetkinliğin takımda olduğu otonomi ve kendi kararlarını verebilen yüz yüze güçlü iletişim kurabilen takım sayesinde olduğu anlaşılmıştır.  İşte bu çalışma şekli rugby’ye benzetilmiştir.

Takeuchi, Hirotaka, and Ikujiro Nonaka. “The New New Product Development Game.” Harvard Business Review 64, no. 1 (January–February 1986).

Takeuchi ve Nonaka’nın “rugby” yaklaşımı dediği şey  burada, “takım mesafenin tümünü hep beraber bir birim halinde topu ileri geri atarak kat eder.”

Benzer bir şekilde oldukça popüler davranış bilimcilerden Daniel Pink de Drive isimli kitabında bireyleri ve takımları neyin motive ettiğini incelemiş ve havuç çubuğun insanları motive etmediğini aksine belirli bir noktadan sonra demotive ettiği kanısına varmış ve aslında çalışma motivasyonunda 3 şeyin çok etkili olduğunu görmüştür.

Peki nedir bunlar ;

Amaç (Purpose)

Özerklik (Autonomy)

Ustalaşma (Mastery)

 

Amaç (Purpose): Çalışanların ne yaptıklarını ve ne uğruna hizmet ettiklerini net olarak bilmeleri

Özerklik (Autonomy): Bireylerin karar verebilmesi ve kararlarının hayata geçtiğini gözlemlemeleri

Ustalaşma (Mastery) : Yeni konuların öğrenilmesi ve bu konularda uzmanlığın artması

Daniel Pink ‘in araştırmaları  Takeuchi ve Nonaka’nın yapmış olduğu çalışmaları bu anlamda desteklemektedir. Scrum takımlarının benzer bir ruha sahip olması beklenmektedir.

Scrum’ın Ortaya Çıkışı

90 lı yıllarda Scrum’in kurucularından olan Jeff Sutherland’a zor bir görev üzerinde çalışmaya başladı: Bir yazılım şirketi olan Easel Corporation, altı aydan daha kısa bir sürede eski ürünlerini tamamen yenilemek istiyordu.

Sutherland’ın temel yaklaşımı, kısa günlük ekip toplantılarının grup verimliliğini önemli ölçüde artırdığı şeklindeydi. Sutherland, yazılım geliştirmenin yeni bir yolunu keşfetti ; rugby oyunundan esinlenerek adını “scrum” (hamle, saldırı) koydu. Scrum yöntemleri, görünüşte karmaşık ve bilinmezliği olan projelerin  zamanında, az bütçeyle ve daha önceki herhangi bir sürümden daha az hatayla tamamlamasını sağladı. Daha sonra, yaklaşımı detaylandırmak için uzun süreli meslektaşı Ken Schwaber ile işbirliği yaptı ve 1995’te ikisi ilk defa scrum’ı kamuoyuna sundular.

Elbette, Sutherland ve Schwaber, yenilikçi yöntemler arayışlarında yalnız değildiler ve bilgi çağı patlaması yaşanmaya başladı. Yıkıcı teknolojiler yavaş rakipleri korkutuyordu. Yeni başlayanlar ve çalışanlar, yabancı ve çalkantılı ortama uyum sağlamak için daha iyi yollar aradılar. Yazılım hemen hemen her işletme fonksiyonunun ayrılmaz bir parçası haline geliyordu ve birçok yaratıcı yazılım geliştiricisi daha iyi programlama yöntemleri üzerinde çalışarak uyumluluğunu arttırıyordu.

 Agile /Çevik İttifak Oluşuyor

2001’de, kendilerini “örgütsel anarşistler” olarak nitelendiren 17 geliştirici, fikirlerini paylaşmak için Utah’ta Snowbird’de bir araya geldi. Sutherland ve diğer scrum savunucuları bunlar arasındaydı. Ancak grup, aşırı programlama (XP); kristal; uyarlanabilir yazılım geliştirme (ASD); özellik odaklı geliştirme (FDD); ve dinamik sistemler geliştirme yöntemi (DSDM). Tüm bu yaklaşımlar genellikle “hafif” framework’ler olarak biliniyordu çünkü hızlı değişen ortamlara daha hızlı adaptasyon sağlamak için daha az, daha basit kurallar kullandılar. Katılımcıların çoğu “hafif” terminoloji övgüsünü bulamadı.

Çok fazla uyuşmasalar da, grup sonunda hareket için yeni bir isme karar verdi: Agile /Çevik. Bu kelime Çevik Rakipler ve Sanal Organizasyonlar: Müşteriyi Zenginleştirme Stratejileri adlı kitabı okuyan bir katılımcı tarafından önerildi Kitap, ABB, Federal Express, Boeing, Bose ve Harley-Davidson dahil olmak üzere 100 şirkete örnek verdi, bunlar daha çalkantılı pazarlara adapte olmak için yeni yöntemler yaratıyorlardı. Daha sonra herkesin üzerinde anlaşmaya vardığı dört kilit değeri ortaya koyan “Çevik Yazılım Geliştirme için Manifestosu” olarak adlandırılan bir manifesto çağrısına karar verdiler. Toplantının ilerisinde ve önümüzdeki birkaç ay boyunca devam ederek, “Çevik Manifesto’nun Arkasındaki İlkeler”adlı 12 çalışma prensibi geliştirdiler. 2001’den itibaren, bu değerlere ve ilkelere uygun tüm gelişim çerçeveleri çevik teknik olarak bilinecekti.

2001’den itibaren bu değerler ve ilkelerle uyumlu tüm gelişim çerçeveleri çevik teknikler olarak anılmaya başlandı. Bu toplantıdan sonra çevik hareket hızla yayıldı. İmza verenler ve daha birçok kişi daha sonra kalıcı bir çalışma grubu oluşturmak istedi ve hareketi desteklemek için Çevik İttifak adlı kar amacı gütmeyen bir organizasyon kurdu. Bugün, Çevik İttifak’ın yaklaşık 30.000 üyesi ve abonesi bulunuyor.

Çevik mi? Yalın mı?

Bu arada çevik metodolojiler gelişmeye devam etti. 1980’lerin sonu ve 1990’ların başında, MIT’li araştırmacılar Japon üretim sistemlerini, özellikle de Toyota üretim sistemini incelemeye başladı. Düzensiz iş akışlarındaki (“mura”) ve tahrip edici aşırı yüklemenin (“muri”) azaltılması yoluyla atıkların (“muda”) ortadan kaldırılarak sistemin üretkenliğini artırma yöntemlerini tanımlamak için “yalın/lean” terimini yarattılar. Yalın metodolojiler çevik çerçeveler olarak sunulmamakla birlikte, 2000’li yıllarda resmi yalın ve kanban yazılım geliştirme sistemleri ortaya çıktı.

Başarının birçok sahibi var ve çevik inovasyon renkli bir mirasa sahiptir. Çevik yaklaşımın aile ağacı bazen bu yaklaşımı uygulanlar arasında tutkulu tartışmalara yol açsa da, iki şey açıktır: ilk olarak, çevikliğin kökleri bilgi teknolojisinin çok ötesine uzanır ve ikincisi, çevrenin dalları her endüstrinin hemen hemen her fonksiyonunda inovasyon süreçlerini geliştirmek için yayılmaya devam edecektir.

 

 

Bir Yorum Yazın